Hobonichi Techo nedir? Nereden alınır?

Turkish only
Son yıllarda kırtasiye dünyasının en gözde planlayıcılarından olan Hobonichi Techo nedir, nasıl kullanılır ve nereden satın alınır diye merak edenleriniz mutlaka vardır. O zaman başlayalım!

Hobonichi Techo Japon harikası bir ajanda. 2001 yılında Japonya'da üretildikten kısa bir süre popüler olmuş. Özellikle son yıllarda tüm dünyada kırtasiye severler arasında en tercih edilen ürünlerden biri haline gelmiş durumda. Orijinal Hobonichi Techo, A6 ölçülerinde günlük düzende bir ajanda olarak tasarlanmış. Ünü Japonya sınırlarını aşınca, 2012 yılında A6 olan Hobonichi Techo'nun İngilizce versiyonu piyasaya sürülmüş. Benim kullandığım versiyonu da işte bu, İngilizce olan. Daha sonra Hobonichi Techo Cousin adı verilen A5 versiyonu çıkmış. En yeni ürünleri ise haftalık bir planlayıcı olan Hobonichi Weeks.


Peki nedir bunu bu kadar popüler yapan? Sanırım en önemli özelliği Tomoe-River kağıdı kullanıyor olması. Bu harika ince kağıt dolma kalemlerle uyumlu olmakla birlikte, daha sanatsal bir tarzda günlük tutmak isteyenleri farklı malzemeler kullanmaya da teşvik ediyor. Sayfaların ince yapısı sayesinde küçücük görünen bir A6 ajandada 400'den fazla sayfa mevcut.

Bir diğer önemli özelliği ise 180 derece açık kalabilen cilt yapısı. Bu cilt sayesinde, sayfaları açık tutmaya çalışma kaygısı olmadan planlayıcınızı her ortamda rahatça kullanabiliyorsunuz. Ayrıca zorlamak zorunda olmadığınız için cilt yıpranmıyor ve yılın ilerleyen dönemlerinde sayfaların kopması gibi bir durumla karşılaşmıyorsunuz.


Hobonichi Techo'nun içeriği iki yıllık takvimle başlıyor. Daha sonra yıllık index düzeni, aylık takvim düzeni sonrasında günlük düzen başlıyor. Her yeni aydan önce çizgili boş bir sayfa yer alıyor. En son kısımdaysa Japon kültürüyle ilgili bilgiler yer alıyor.

Hobonichi'yi bu kadar albenili yapan bir diğer faktör de Hobonichi kılıfları. Hobonichi Techo yalnızca ajanda olarak satın alınabileceği gibi koruma kılıfıyla da satın alınabiliyor. Tahmin edeceğiniz üzere piyasa çeşit çeşit renkli kılıflar mevcut. Hobonichi'nin kendi sitesinde her yıl değişik tasarımlar yer alıyor. Kılıflarda iki tane kalem tutucu ve ajandanızla birlikte kullandığınız malzemeleriniz için bir çok bölme mevcut.


Bildiğim kadarıyla ne yazık ki Türkiye'de Hobonichi satışı yapan bir yer yok. Ajandaların yanı sıra, kılıflar ve diğer birçok aksesuarı Hobonichi'nin kendi sitesinde bulabilirsiniz. Tahmin edilebileceği üzere fiyatlar biraz yüksek. Kılıfsız tek başına Hobonichi Techo'nun fiyatı 2700 Yen. Bugünün kuruyla 91 Türk Lirası yapıyor. Kılıflı setler ise 3700 Yen'den (125TL) başlıyor. Yüksek fiyatların yanı sıra Japonya'dan posta ücretleri de maalesef biraz fazla. Sanırım 2000 Yen civarı bir miktar da posta için ayırmak gerekiyor. 

Ben kendi Techo'mu Stickeriffic adlı bir Malezya sitesinden aldım. Mayıs ayında hem kurdan dolayı fiyatlar biraz daha makuldü, hem de yılın yarısı neredeyse geçmiş olduğundan ürünlerde ekstra indirim vardı. Şu anda ürün bazlı karşılaştırınca daha avantajlı gibi durmasa da posta ücretiyle birlikte daha uygun oluyor. Tabii ürün çeşitliliği Hobonichi sitesi kadar geniş değil. 

Bahsettiğim mali zorluklara rağmen günlük planlayıcı sevenler için harika bir ürün. Daha önceki bir yazımda da anlattığım gibi, şahsen ben günlük hayatta haftalık planlayıcıları daha kullanışlı buluyorum. En üstteki fotoğrafta görebileceğiniz gibi hatırlamaya değer günler dışında pek fazla düzenli günlük girişi yapamıyorum. Arada bir sürü boş sayfanın kalması da beni hem manevi olarak üzüyor hem de boşuna masraf etmişim hissi uyandırıyor. Bu yüzden 2018 için Hobonichi Weeks siparişi verdim, şu an yolda!


Flow Magazine Review + Giveaway

Scroll down for English!
Hobi severlerin sosyal ağlarda dilinden düşürmediği bir dergi Flow. Nedir, ne değildir biraz konuşalım istedim. 

İngilizce, Almanca ve Fransızca basımları da mevcut olan Flow, Hollanda kökenli bir ilham yuvası. Aslında onlar kendilerini, "kağıt-severler için bir dergi" olarak tanımlıyor. Gerçekten de öyle! Tasarımından, içerisinde kullandıkları farklı kağıt türlerine kadar kırtasiyeden hoşlanan herkes için mükemmel bir deneyim sunuyor. Deneyim dememin sebebi yalnızca okuyup geçeceğiniz bir dergi olmakla kalmaması. Her sayıda yer alan ilham verici dosyaların dışında kişiselleştirilebilen bir çok yönü var. Derginin farklı bölümlerini birbirinden ayırmak için kullanılan karton separatörler, kolayca yırtılabilen perfore sayfalar olarak tasarlanmış. Böylece istediğiniz gibi kopararak yaratıcı işlerinizde kullanabiliyorsunuz. 

Ayrıca her sayı birbirinden güzel hediyeler içeriyor. Örneğin şu an elimde olan 18. sayıda kitap ayraçları, yırtılabilir kadın filozoflar kartları gibi harika hediyeler mevcut. Ama asıl beni kalbimden vuran, el yazısı ve dolma kalem kullanımını anlatan bölümdeki alıştırma sayfaları oldu. 


Flow dergisini diğer dergilerden ayıran en güzel taraf, içinde sayfalarca reklam barındırmıyor olması. Bu yüzden de fiyatı normalin biraz üzerinde. Ne yazık ki bu harika derginin şu an için ülkemizde bulunmadığını üzülerek eklemem gerekiyor. Uluslararası abonelik seçeneği elbette ki mevcut ama güncel döviz kurları sebebiyle biraz pahalı olduğunu unutmamakta fayda var. 

Şimdiye kadar İngilizce ve Fransızca 3-4 sayıyı yurtdışına giden yakınlarımdan rica ederek okuma fırsatım oldu. Son zamanlarda gelenlerin ikisi aynı sayı çıkınca birini bir arkadaşıma hediye ettim. Aynı sayının bu hafta elime ulaşan üçüncü kopyasını da buradan hediye etmek istiyorum. 

31 Ekim'e kadar Instagram hesabımı takip etmeniz ve aşağıdaki fotoğrafa dergiyi neden istediğinizi belirten bir yorum eklemeniz yeterli. Kazanan kişiyi 1 Kasım'da duyuracağım. Bol şans!

Not: Bu yazı ve çekiliş hiçbir şekilde Flow dergisi ile bir işbirliği içinde değildir. Tamamen kendi isteğim ve elimdeki fazla sayıyı paylaşma amacıyla oluşturulmuştur. 

A post shared by Duygu (@rubyglinda) on


Flow Magazine is something that most craft-lovers have been talking about on social networks. So I also wanted to talk about what it is. 

Flow Magazine is a Dutch inspiration source which also has issues in English, French and German. The magazine describes itself as, "a magazine for paper lovers" and it actually is! From the design to the different kinds of paper used inside, offers an incredible experience to every stationery lover. The reason I describe it as an experience is because it's not a magazine just to read. It holds many personalisable content as well as the inspirational scope. The cardboard separators used inside are tearable for re-using purposes. 

Also every issue offers extra gifts. for instance the Issue 18 which I have at the moment offers extras such as bookmarks and female philosophers poster. But the thing that really strikes me at the heart is the "Ode to Handwriting" part that contains practice pages for cursive handwriting.

The best thing about Flow Magazine is the fact that it doesn't contain pages of advertisements. Therefore the price is a little more than average. You can see the subscription options from here.

So far, I've had a chance to read a few of the English and French issues. Because it's not sold here in Turkey, my friends from overseas usually send them to me. I recently received a duplicate of the issue 18 so gave it to a friend as a gift. But this week, I received another 3rd copy of the Issue 18, so I decided to throw a giveaway. 

All you need to do is follow me on Instagram until October 31st and leave a comment on the post above telling me why you would like to receive this gift. I will announce the winner on November 1st. Good luck!

PS: Neither the content nor the giveaway is sponsored by Flow Magazine. Everything you see are my genuine thoughts.




Ajanda seçimi - deffter Ram Weekly Planner

Ajanda/planlayıcı kullanmaya 2001 yılında okulun dağıttığı ajandayla başlamıştım. O yıldan beri hiç ajandasız kalmadığıma göre demek ki şu an 17. ajandamı kullanıyorum.


Peki bunları niye mi şimdi anlatıyorum? Çünkü yeni bir planlayıcı için her zaman yeni yılı beklemek gerekmiyor. Yeni öğretim yılı da yeni başlangıçlar için harika olabiliyor. Dediğim gibi ben de planlama alışkanlığımı okulla birlikte edindim. Ödevlerimi, projelerimi yazayım derken giderek alıştım. Şimdilerde ise toplantılarımı, önemli notları, seyahat bilgilerimi, konserleri, filmleri, kitapları ve daha birçok şeyi yazıyorum. Her bitmiş ajandayla ise geçmiş yılın bir kaydını oluşturmuş oluyorum.

Seçim yaparken önemli olan ne tür bir planlama yapmak istediğinizi bilmek. Arada değişik planlayıcılar denemiş olsam da en çok haftalık düzeni seviyorum. Bir haftayı görselleştirmek zaman yönetimi açısından da pratik oluyor. Daha genel bir görünüm isterseniz aylık düzen size daha uygun olabilir. Çok daha detaylı kullanımlar içinse günlük düzeni tercih edebilirsiniz. Günlük planlayıcılar çoğu zaman yıllık ve aylık görünüm içeren sayfalara da sahip oluyorlar.  Emin olamayanlar için benim önerim tabii ki haftalık planlayıcılar olacaktır.

Ben bu yıl deffter'in Ram Notebook Weekly Planner'ını kullanıyorum. Bu ajandanın güzel tarafı tarihsiz ve kişiselleştirilebilir olması. Sağ tarafta önemli başlıkları not ederken, soldaki dot sayfaya ise bunların detaylarını not alabiliyorum. Ivory kağıt kullanıldığından kullanımı rahat ve dolma kalemle uyumlu. Bu defterlerden her biri bir yılın yarısına yetecek şekilde tasarlanmış. Böylece ajanda daha ince iki defterden oluşuyor ve yıl boyu yanınızda taşımak için daha hafif bir seçenek sunuyor. Olumsuz bulduğum tarafı ise dar olması (17cmx8cm). Eni 9,5cm'ye genişletilse hem kullanımı daha rahat hem de personal size olarak geçen ipli sistemli traveller's notebook için uygun hale gelebilirmiş. ("Traveller's notebook nedir?" sorusuna başka bir yazıda değineceğim)

Unutmayın ki zamanı verimli kullanmak planlı olmaktan geçiyor.

Güzel bir akademik yıl olsun!








Mektuba dönüş

Son zamanlarda, özellikle Instagram'daki posta yoğunluğum sebebiyle mektup ve kartpostallarla ilgili çok fazla soru almaya başladım. Mektup yazmaya nasıl başlayacağını bilmeyenlere, mektup arkadaşı nasıl bulunur diye merak edenlere ya da "postcrossing" nedir diye düşünenlere biraz yardımcı olmak istiyorum.

Benim için mektup çocukluk yıllarımda, tam anlamıyla uzakta olma haliyle önem kazanmıştı. O zamanlar mektup, benim için hobiden ziyade hayatımdaki en önemli iletişim aracıydı. Zamanla tahmin edileceği üzere teknolojinin olanakları daha cazip hale geldi ve herkesin hayatında olduğu gibi benim de mektuplarım azalarak bitti. 

Sonra ne olduysa yine teknoloji sayesinde oldu ve yurtdışında yaşayan bir arkadaşımın başkalarıyla mektuplaştığını gördüm. Mektuplu paylaşımlarını ne kadar imrenerek izlediğimi fark ettiğim gün oturup ona bir mektup yazdım ve o günden beri sürekli mektuplaşıyoruz. Üzerinden üç yıl geçtiğini şimdi farkediyorum. 

Unutmayın ki, gündelik yaşamınızın çok büyük bir kısmını sosyal ağlarda geçiriyor olsanız bile arkadaşlarınızla derinlemesine bir iletişiminiz olmuyor. O yüzden özellikle yakınınızda olmayan ve devamlı olarak yüz yüze görüşmediğiniz bir arkadaşınıza mektup yazarak başlayabilirsiniz. Hele ki somut bir şeyler paylaşmaktan zevk alan ve biraz olsun kırtasiye sevgisi olan birinden karşılık alma şansınız bir hayli mümkün. 

Tanımadığınız biriyle mektup arkadaşı olmanız da mümkün. Ben de bu fikre henüz yeni ısınmaya başladım. Şu an Instagram üzerinden tanıştığım üç yeni mektup arkadaşım var. İngilizce biliyorsanız ya da dilinizi ilerletmek istiyorsanız yabancı bir mektup arkadaşı bulmanız çok daha kolay. Instagram'daki #penpalswanted, #penpalsofinstagram, #penpalsaroundtheworld etiketleri üzerinden mektup arkadaşı arayan kişileri görebilir ve iletişime geçebilirsiniz. Ya da Facebook'ta "snail mail", "pen pals", "happy mail" gibi aramalar yaparak çeşitli gruplar bulabilirsiniz.

Mektup yazmadan önce posta alışverişine ısınmanın bir yolu ise kartpostallaşmak. Postcrossing sistemi ise bu iş için ideal. Bunun için önce postcrossing.com sitesinden bir hesap oluşturmanız gerekiyor. Daha sonra "Send a postcard" linkine tıkladığınızda sistem size rastgele bir üyenin adresini ve kartpostala eklemeniz için bir kod veriyor. Bu kodu kartpostala yazmanız önemli, çünkü ancak kartı yolladığınız kişi üzerindeki kodu sisteme yüklediği zaman sistem sizi bir alıcı olarak tanımlayabiliyor. Kod sisteme tanımlandığında, bu kez sizin adresiniz bir başka kullanıcıya veriliyor. Dolayısıyla yolladığınız kartpostal sayısı kadar kartpostal alabiliyorsunuz. 

Postcrossing pek fazla İngilizce bilgisi gerektirmese de, kartpostalların üzerine yazacak şey bulamamaktan çekinirseniz Postcrossing Türkiye Facebook grubuna da katılabilirsiniz. 

İngilizce sorunu olmayanlar için gezen posta (travelling mail) çok iyi bir alternatif. Gezen postayı uzun uzun anlattığım yazıya ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz

Buraya kadar okumuş olmanız bile mektup fikrinin sizi ele geçirdiğini gösteriyor. Başlamak için ihtiyacınız olan yalnızca biraz cesaret. Sonrasında kendinizi bambaşka bir dünyada bulacağınızdan şüpheniz olmasın. 

Baby Groot amigurumi şeması/anlatımı

Uzun zamandır bir Baby Groot örmek istiyordum. Çünkü ablalık her zaman bebek biradere değil, bazen de kayın biradere çalışmayı gerektiriyor. Bilmeyenler için Baby Groot, Marvel'ın Guardians of the Galaxy (Galaksinin Koruyucuları) filminden bir karakter.



Son birkaç yılda iş yoğunluğu, doktora telaşı ve artan hobi çeşitliliği derken amigurumi üretimimde ciddi bir düşüş oldu. Ancak Twinkie Chan'in sitesindeki Baby Groot şemasına kayıtsız kalamadım ve Türkçesini burada paylaşmak istedim.

İşte anlatımlı örgü Bebek Groot şeması:

Malzemeler:

  • 5 mm tığ. (Ben 4,5 mm kullanmayı tercih ettim. Çok fazla fark edeceğini düşünmüyorum.)
  • İstediğiniz tonda kahverengi ve yapraklar için bir miktar yeşil yumak. (Ben DMC Natura'nın beğendiğim iki tonunu tercih ettim. Pamuklu bir ip tercih etmeniz avantajlı olacaktır.)
  • 2-9mm güvenli göz. (Göz yerine boncuk da kullanabilirsiniz.)
  • Elyaf.
  • Parçaları birleştirmek ve yüz nakışı için iğne iplik.
  • Kolların oynayabilmesi için pipo temizleyicisi (şönil). (Kırtasiyelerde bulabilirsiniz. Kollar sabit olsa da olur derseniz elyaf iş görecektir.)
Kafa 1. kısım:

Sıra 1: 6 sık iğneyle sihirli halkayla başlayın - 6
Sıra 2: Sıra boyunca attırma yapın - 12
Sıra 3: (1 arttır, 1 sık iğne) bunu sıra boyunca tekrarlayın - 18
Sıra 4: (1 arttır, 2 sık iğne) bunu sıra boyunca tekrarlayın - 24
Sıra 5: (1 arttır, 7 sık iğne) bunu sıra boyunca tekrarlayın - 27
Sıra 6-11: Sıra boyunca sık iğne - 27
en sonunda ilmek kaydırma yaparak sonraki sıraya geçin.

Şimi kafanın üzerindeki üçgenimsi, dörtgenimsi dal görünümlü bölümü öreceğiz.

Sıra 12: Her bir şekli ördükten sonra kaydırma yaparak ilmeğimizi sıranın devamına getireceğiz.

1 zincir, 3 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 3 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 1 ilmek atla, 2 sık iğne. Başladığın noktaya kadar kaydırma yaparak in.

4 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 4 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 1 ilmek atla, 1 sık iğne, 1 ilmek atla, 1 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 1 ilmek atla, 1 sık iğne. 1 zincir, geri dön. Başladığın noktaya kadar kaydırma yaparak in.

4 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 4 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 3 sık iğne, son ilmeği atla. 1 zincir, geri dön. 3 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 1 ilmek atla, 1 sık iğne. Başladığın noktaya kadar kaydırma yaparak in.

3 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 3 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 1 sık iğne, s1 ilmek atla. 1 ilmek kaydır, 1 sık iğne. Başladığın noktaya kadar kaydırma yaparak in.

4 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 4 sık iğne. 1 zincir, geri dön.1 ilmek atla, 1 sık iğne, 1 ilmek atla, 1 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 1 ilmek atla, 1 sık iğne. 1 zincir, geri dön. Başladığın noktaya kadar kaydırma yaparak in.

3 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 3 sık iğne. 1 zincir, geri dön.1 ilmek atla, 2 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 1 sık iğne, 1 ilmek kaydır. Başladığın noktaya kadar kaydırma yaparak in.

3 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 1 sık iğne, 1 ilmek atla, 1 sık iğne. 1 zincir, geri dön.1 ilmek atla, 1 sık iğne. Başladığın noktaya kadar kaydırma yaparak in.

3 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 3 sık iğne. 1 zincir, geri dön. 1 sık iğne, 1 ilmek atla, 1 ilmek kaydır, 1 sık iğne. Başladığın noktaya kadar kaydırma yaparak in.

Sıranın sonunda 1 ilmek kaydırma yapın ve bitirin.

Bu aşamada yüzün ne taraf olacağına karar verip, gözleri dikebilirsiniz. Şimdi kafanın üst kısmındaki boşluğu kapatmak için yuvarlak bir parça öreceğiz.

Kafa 2. kısım:

1. kısımdaki sıra 1-4 arasını tekrar edin.

Kaydırma yaparak bitirin. Dikişte kullanmak için ucundaki ipi uzun tutmakta fayda var.

Kafanın üzerinde birkaç dal olsun istiyorsanız, kafayı tamamlamadan önce aşağıdaki uzun dal ve kısa dal şemasını uygulayarak kafanın 2. kısmına istediğiniz gibi dikebilirsiniz.

Uzun dal:

8 zincir, ilk ilmeği atla, 2 ilmek kaydır. 4 zincir, ilk zinciri atla, 3 ilmek kaydır. Başladığın noktaya kadar kaydırma yaparak bitir.

Kısa dal:

6 zincir, ilk ilmeği atla, 2 ilmek kaydır. 3 zincir, ilk zinciri atla, 2 ilmek kaydır. Başladığın noktaya kadar kaydırma yaparak bitir. 

Kafanın 1. kısmını elyafla doldurun.

2. kısım kafanın boşluğundan biraz daha küçük gibi görünebilir. 11. sıra hizasından dikkatlice diktiğinizde düzgün bir biçimde kapanacaktır. Bebek Groot'un minik bir Frankenstein'a benzememesi için dikişi mümkün olduğunca gizli tutmaya devam edin :)

Gövde:

Kafanın 1. kısmındaki sıra 1-4 arasını tekrar edin.

Sıra 5-6: Sıra boyunca sık iğne - 24Sıra 7: (1 eksilt, 2 sık iğne) bunu sıra boyunca tekrarlayın - 18
Sıra 8: (1 eksilt, 4 sık iğne) bunu sıra boyunca tekrarlayın - 15
Sıra 9-10: Sıra boyunca sık iğne - 15

Doldurmaya başlayın.

Sıra 11: (1 eksilt, 3 sık iğne) bunu sıra boyunca tekrarlayın - 12
Sıra 12-13: Sıra boyunca sık iğne - 12
Sıra 14: (1 eksilt, 2 sık iğne) bunu sıra boyunca tekrarlayın - 9
Sıra 15-21: Sıra boyunca sık iğne - 9 (Örerken doldurmaya devam edin. Not: İstediğiniz uzunluğa kadar örmeye devam edebilirsiniz.)

Kaydırma yaparak bitirin. Dikiş için ipi uzun bırakmakta fayda var. 

Bu aşamada kafayı gövdeye dikebilirsiniz.

Kollar için, şönili iki uçtan ortaya doğru bükün. Kolların olmasını istediğiniz hizadan şönili gövdenin içinden geçirin. (Ben boynun bir sıra altından geçirdim) İstediğiniz uzunluğa göre şönili uzatıp, kısaltabilirsiniz. (Not: ben yeşil bir şönil kullandığım için uçlarını ellerinden dışarı çıkacak şekilde bıraktım. Böylece ellerinde de yapraklı bir görünüm elde edebildim.)


Kollar (2 tane):

Daha sonra dikişte kullanmak üzere ipi uzun bırakarak başlayın. 
3 zincir, halka oluşturmak için ilk zincire batın. (Sihirli halka yaparsanız kolların genişliği şönilin etrafına geçirmek için fazla dar kalabilir. Yine de sihirli halka yapmak isterseniz açıklığı gevşek tutmakta fayda var)

Sıra 1: 1 zincir, halkanın içine 4 sık iğne - 4
Sıra 2-8: Sıra boyunca sık iğne - 4

Genişliğini denemek için kolu şönilin üzerine geçirin. Yeterli uzunluğa erişmemişse örmeye devam edin. 
Yeterli uzunluğa eriştiğinde tekrar şönilin üzerine geçirin ve gövdeye dikin. 

Diğer kol için aynılarını tekrar edin.

Yapraklar:

Kaç tane yaprak öreceğiniz tamamen size kalmış. İstediğiniz kadarını istediğiniz şekilde yerleştirebilirsiniz. 

Yeşil ip ve 3-3,5mm tığ ile yaprak oluşturmak için  5 zincir çek ve ilk zincire bat. Bu kadar. 

Yaprakların iplerinin iki ucundan Groot'un istediğiniz yerine dikin. İpleri daha ince bir tığ yardımıyla gizleyin.

Büzgülü gövde görüntüsü:

Ağaç gövdesi dokusu izlenimi vermek için istediğiniz uzunlukta bir ya da birkaç zincir oluşturup gövdenin etrafına dikebilirsiniz. Bu kısım tamamen size kalmış.

Bitirici dokunuşlar:

Siyah nakış ipiyle yüze bir gülümseme işleyin. 
İsterseniz Bebek Groot'unuzu küçük bir saksıya yerleştirebilirsiniz. Ağacın dik durmasını sağlamak için saksıya küçük taşlar doldurabilirsiniz.

Anlamadığınız bir şey olduğunda alta yorum bırakabilir ya da Instagram üzerinden mesaj atabilirsiniz.

İyi günlerde kullanın!


Not: Şemanın orijinal yazarı Twinkie Chan, Baby Groot ve Galaksinin Koruyucuları'nın hakları Marvel'a ait olması sebebiyle bu şemadan oluşturulacak olan oyuncakların yalnızca kişisel amaçlarla kullanılmasını, herhangi bir şekilde parayla satılmamasını tavsiye etmiştir. 

Kartpostalların seyahati: Travelling mail

Bu aralar kartpostallar, zarflar ve pullarla her zamankinden çok meşgul durumdayım. Bu yüzden de "Travelling mail nedir?" sorusuna maruz kalıyorum.

Travelling mail aslında tam anlamıyla gezen ya da seyahat eden posta anlamına geliyor. Bu tür postanın rotası tek bir göndericiden tek bir alıcıya değil, zincirleme olarak devam ediyor. En yaygın şekli travelling postcard, yani gezen kartpostal. Gezen posta, not defteri ya da zincirleme mektup gönderilerinden de oluşabiliyor. Kartpostalınızın rotası önceden belirlenebileceği gibi, mektup arkadaşlığı/snail mail/travelling mail gruplarında paylaşıldıkça da şekillendirilebiliyor.

Ben bu konudan My Green Cow aracılığıyla haberdar oldum ve Facebook'taki Travelling Mail grubuna katıldım. Bu grupta, herhangi bir üye seçtiği bir kartpostalın fotoğrafını grupta paylaşıyor. Kartı talep ettiğini ilk belirten yorum sahibi adresini özel mesaj yoluyla kart sahibine iletiyor. Alıcı kartı aldığında üzerine adını, yaşadığı yeri ve tarihi yazarak başka bir alıcıya yollamak üzere grupta tekrar paylaşıyor. Bu şekilde kart, üzerinde yazılacak yer kalmayana kadar dolaşımda kalıyor. Tüm bunlara ek olarak, genellikle zarfın içine bazı ufak tefek hediyeler de ekleniyor. Bunlar not kağıtları, küçük çıkartmalar ya da washitape/kağıt bant numuneleri olabiliyor.


Gruba üye kabulü belli aralıklarla ve biraz katı bir şekilde yapılıyor. Ben grubu bir süre takip ederek aşina olduğum kişilerden kartpostal talep ettiğim ve iş adresimi kullandığım için rahatım. Eğer bu sürece dahil olmak istiyorsanız ama güvenlikle ilgili çekinceleriniz varsa PTT'nin posta kutularından kiralayarak posta kutunuzun adresini kullanabilirsiniz.

Mektuplaşma ve geleneksel posta hayatımın her evresinde yer aldı. Travelling mail/gezen posta da benim zarflarla, pullarla ve başka kırtasiye malzemeleriyle ilgilenmem için gerekli bahaneyi yaratmış oluyor. Dahası, amacı yalnızca birbirini mutlu etmek olan bir sürü yeni insanla iletişim kuruyor, karamsarlık anlarında ihtiyacım olan bir nefeslik boşluğu burada buluyorum. Üstelik beğenerek aldığım ve arkası bomboş duran kartpostallarım da değerlenmiş oluyor.


İyi yolculuklar!

Sevmek zamanı

El işini, iğneyi, ipliği, kağıdı, kalemi seviyorum. Bir şeylerle uğraşmayı, üretmeyi, bunları üretirken gözüme güzel görünecek şekilde süslemeyi... Mektup da bunun bir parçası. Ama mektup tek taraflı bir şey değil. Mektuplaşmak değil bahsettiğim, zaten bunu karşılık bekleyerek yapmıyorum. Kağıtla, kalemle, renkli bantlarla, çıkartmalarla uğraşırken hedefinde bir insan olmasından çok daha fazla zevk duyuyorum.

Genellikle yeni yıl için sevdiklerime kart atıyorum. Doğum günleri ya da başka zamanlarda da yolladığım oluyor ama yeni yıl sanki herkes için bir silkelenme ve tazelenme zamanı gibi geliyor bana. Dilek tutmak için bir bahane... Ben de onlara sevgimi göstermek için bu bahaneye ortak oluyorum.

Bugün postanedeki memur bana "Anaokulunda mı çalışıyorsunuz?" diye sordu. Bu soru yüzünden şimdi oturdum, bunu yazıyorum.

Hayır beyefendi. Üniversitede çalışıyorum. Öğrencilerim minik çocuklardan değil, kıllı yetişkinlerden oluşuyor ve bu, mektuplarımın üzerine renkli bantlar yapıştırmama engel olmuyor. Çünkü ben ilkokul çağından büyük insanları da seviyorum. Benim de insanlığa olan umudumun azaldığı dönemler oluyor ama bazı insanlara karşı sevgim hiç azalmıyor. Sevdiklerim için masa başında tek tek zarf hazırlayabiliyorum. Fihrist kullanmıyorum mesela çünkü aklımın bir köşesinde onlara kalıcı bir yer ayırabiliyorum.

Tamam, cicili bicili şeylerden başkalarına göre daha fazla hoşlanıyorum belki ama hiçbir kitabı kapağına bakarak değerlendirmiyorum. Bazı yazarları çok seviyorum mesela... Bir kitabı imzalatabilmek için onu başka bir ülkeye bile taşıyabiliyorum.

En sevdiğim filme, en sevdiğim şarkıya tekrardan vakit ayırabileceğim bir bahanem olması günümü bambaşka bir hale sokabiliyor.

Kısacası beyefendi, mükemmel bir insan değilim ama sevmeyi biliyorum. İnsanların benimle ilgili ne düşündüğüyle ilgilenmiyorum. Sadece sevdiğim gibi yaşıyorum.

Bu ülke, insanların kendilerinden başka hiçbir şeyi sevmemelerinden dolayı bu halde. İnanın ki çok sevdiği bir filmi, bir kitabı, bir uğraşı olan insandan kimseye zarar gelmez. Hiçbir şeyi sevmeyen, takım tutarken bile karşı tarafa olan düşmanlığından beslenen insanlardan da hiçbir şey beklenmez.

O yüzden siz de bir şeyleri sevin.